Uzay Araştırmaları Neden Önemlidir?




Uzayın genişliği ve kapladığı alan bilinmemekte. Astronomi alanında faaliyet gösteren birçok merkez, yıllardır süren uzay araştırmaları ile bu sonsuz evrenin sadece küçük bir bölümünü keşfedebilmiştir. Dünyanın uydusu Ay’a çıkmak bile yılları almış ve onu araştırmak yıllarca sürse de karanlık yüzüyle ilgili hâlâ büyük belirsizlikler vardır.

 


 İnsanlık uzayı niçin araştırır?


 Dünya kaynakları, kalabalık insan nüfusundan ve doğal kaynakların kontrolsüzce kullanımından dolayı hızla tükenmeye doğru yol almakta. Bilim insanları, kötü gidişat karşısında alınan tasarruf önlemlerinin işe yaramayacağını düşünerek uzayı, alternatif bir yaşamın mümkün olup olmadığı konusunda incelemektedir. Uzayda yaşamın yanında su başta olmak üzere dünyada var olan doğal kaynakların benzerlerinin uzaydaki gezegenlerde olup olmadığı da titizlikle araştırılmakta.

 Uzay Araştırmaları Merkezleri neler yapıyor? 

 Dünyada en çok bilinen ve uzayda söz sahibi olan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) Amerika Birleşik Devletlerinde 1958 yılında kuruldu. Dünyanın ilk uzay dairesi sanılsa da bu bilgi doğru değildir. Dünyada, uzaya dair araştırma yapmak üzere ilk kez 1926 yılında Avustralya’da İngiliz Milletler Topluluğu Bilim ve Sanayi Araştırma Kurumu kuruldu. Diğer yandan Çin Ulusal Uzay Yönetimi (CNSA), Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Rusya Federal Uzay Ajansı (RKA) da bu yönde çalışmalar yapan önemli merkezlerdendir.

 Uzayda yaşamın mümkün olup olmadığı, Mars başta olmak üzere diğer gezegenlerde dünyaya benzer su moleküllerinin ve atmosfer özelliğinin var olup olmadığının araştırıldığı uzay çalışmaları, insanlığın geleceği açısından son derece önemli. Büyük savaşlar, kıtlık, küresel ısınma, kitlesel salgınlar insan ırkının geleceğini tehdit etmekte. Doğal kaynaklar hızla tüketilirken kontrolsüz bir şekilde artan insan nüfusu barınma ihtiyacını gidermek için doğal alanların hızla betonlaşarak yeni yerleşim yerlerinin yapılmasına yol açmakta.

 Böylesi durumlar, ülke politikalarıyla önlenmeye, doğal kaynak kullanımları sınırlandırılmaya ve vatandaşlar tasarruflu davranmaya yöneltilmeye çalışılsa da artık geri dönüşü olmayan bir tükenmeye doğru dünya hızla yol almaktadır.

 Türkiye de uzay araştırmalarına söz sahibi oluyor


 Uzayda söz sahibi olmak, yeni yaşam alanları için alternatif üretmek amacıyla çalışmalar yürüten ülkeler arasına Türkiye de katıldı. 1985 yılında TÜBİTAK bünyesinde Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü kuruldu. 2018 yılında da çok önemli bir adım atılarak Türkiye Uzay Ajansı (TUA) hayata geçirildi.

 Dünya yörüngesine yerleştirilen uzay istasyonları ve Göktürk gibi uydular kıtalararası iletişimin sağlanmasını, internet, televizyon ve radyo gibi yayınların sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktadır. Ay yüzeyinde yapılan çalışmalar, atmosferin yokluğundan dolayı dünyanın tarım ve barınma gibi ihtiyaçlarına cevap verebilir nitelikte olmadığını göstermiştir. İnsanlık, gözünü Mars’a çevirmiş ve ilk uydular yıllar süren yolculuğun ardından Mars yüzeyine ulaşarak oradan dünyaya önemli bilgiler aktarmıştır.

 Uzay araştırmaları sayesinde Mars’ın atmosfer ve yüzey özelliklerinin dünya ile çok benzerlik gösterdiği ortaya çıkarıldı. Su kaynaklarının ve değerli maden yataklarının olduğuna dair kanıtlara ulaşıldı. Bu bulgular üzerine Mars’a gidecek ilk kafile için de geri sayım başladı. Mars’a ayak basacak ilk insanlar, orada dünyaya alternatif bir medeniyet kurabilmek için ön çalışmalarını yapmaya başlayacaklar.


Yorum Yap

Daha yeni Daha eski